15 Ocak 2012 Pazar

çıplak dudaklar.

Bazen kendimi gözlerimi açmış etrafa telaşla bakınırken görebiliyorum.

    Orada, karşımda birisi oturuyor ve bana o müthiş el hareketleriyle bir şeyler anlatıyor. Görüyorum. Dudak hareketleri el hareketleriyle senkron oluşturmuş. Karşısında onu dinleyen birinin olmasının verdiği mutlulukla hareket ettiriyor ikisini ritme uygun olarak. Ama benim gözlerim hep başka yerlerde. Sanırım dün gece yan dairesindeki karı-kocanın gürültülü kavgasından bahsediyor. Belki de sevgilisiyle yaşadığı sorunlardan. Bilmiyorum. Çünkü dinlemiyorum. Başka bir şeylerde zihnim. Belki eve gidince ne yapacağımı düşünüyorum. Belki de o gün yine çok fazla sigara içtiğimi. Bilmiyorum.

**

    Bazen kendimi gözlerimi açmış etrafa telaşla bakınırken görebiliyorum.

    Tek başıma oturmuşum. O çok sevdiğim mekanın çok sevdiğim kahverengi koltuğunda. Bir kahve söylemişim kendime. Her zamanki gibi sütsüz.  İnsanları inceliyorum, onların bundan rahatsız olup olmadıklarını düşünmeden. Karşımda yırtık, eski kitaplarla dolu bir kitaplık. Kitap kokusunu ara ara içime çekiyorum. Çekiyorum aralarından birini, rastgele. Önce ismine bakıyorum, sonra kapağını inceliyorum. Bir ressamın tablosunu hatırlatıyor bana. Hani hep o yalnız kadınları çizen ressam. Çizdiği her kadının ben olduğunu düşündüğüm adam.  Adını hatırlamaya çalışıyorum parmaklarım masada hareket ediyor ritimle, alnım kırışmış, gözlerim telaşlı.

**

     Bazen kendimi gözlerimi açmış etrafa telaşla bakınırken görebiliyorum.

    O var karşımda. Beraber oturmayı sevdiğimiz mekandayız. Bana bakıyor. Ben dalgın gözlerle etrafa bakınırken o ne düşündüğümü bilmek istermişçesine inceliyor suratımı. Dudaklarını okuyorum; ‘’Aklından neler geçiyor?’’ diye soruyor. Sessizim. Bir sigara çıkarıyorum paketten. Çakmağını çıkarıyor hemen. Sigara içmemesine rağmen çakmak taşımasına anlam veremiyorum. Birazdan içimde dumanları yüzecek olan sigarayı yakıyor. Basit bir sigarayı kıskanıyor gibi yüz ifadeleri takınıyor. Onu çıplak dudaklarıma nasıl götürdüğümü seyrediyor, sonra da nasıl üflediğimi. Şehvetle izliyor beni.  Bu defa, kafasında türlü fanteziler  kuruyormuş gibi yüz ifadeleri takınıyor. Bense kendimi bir yabancıyı incelerken buluyorum.  İster istemez o’nunla karşılaştırıyorum. Yabancının gözleri o’nun gözlerinden daha manalı bakıyor sanki. Yoksa alışmış mıydım o’nun aşk dolu bakışlarına. Düşünmek istemiyorum. Bir isim buluyorum yabancıya zihnimden.  Gidip sormak istiyorum sonra yakıştırdığım ismin ona ait olup olmadığını. Ama sonra gözüm o’na takılıyor. Bana hayranlıkla bakan gözbebeklerinde görüyorum kendimi.

**

Şu an kendimi gözlerimi açmış etrafa telaşla bakınırken görüyorum.

 Odamdayım. Gazete kağıdıyla kapladığım duvarları inceliyorum. Sessizlik. Kokulu mumlarımı yakmışım yine. Kendimi şımartmaya ihtiyacım varmış anlaşılan. Suratımdaki o itici kusursuzluk. Beni güzelleştiren o kusurlarımı arıyorum aynada, gözlerim telaşlı. Başucu kitabımın üstünde numaralı gözlüklerim. Hemen yanlarında not defterim. Onun yanında açtığım kalemlerin artıkları. Ucunu yeni açtığım kalem beni rahatsız ediyor. Birkaç karalama yapıyorum körelip yazı yazabileceğim hale gelebilmesi için. Sonra yazıma dönüyorum duvarları bırakıp. Gözlerim kağıtta, telaşlı. Yerde tonlarca buruşturulmuş kağıt. Vücudum kaskatı, kamburlaşmış sırtım, bileklerimde kalem izleri. Gözlerim telaşlı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder